TÜRKİYE EKONOMİSİNDE GÜNCEL GÖRÜNÜM – 26 MART 2025

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Dr. Fatih Karahan’ın 26 Mart 2025 tarihinde yaptığı sunum, hem küresel gelişmeleri hem de Türkiye özelinde ekonominin gidişatını anlamak için kritik bilgiler içeriyor. Raporu herkesin rahatça anlayabileceği bir şekilde özetledim. Başlayalım!

🌍 1. KÜRESEL EKONOMİ: DALGALI AMA UMUTLU

📈 2. TÜRKİYE’DE İKTİSADİ FAALİYET: YAVAŞ VE DENGELİ

📉 3. ENFLASYON: DÜŞÜŞ BAŞLADI AMA ZORLU YOL

💸 4. PARA POLİTİKASI VE SON GELİŞMELER: SERT ÖNLEMLER

Mart 2025’te piyasalarda ciddi oynaklıklar yaşandı. Dolar/TL kurunda, tahvil faizlerinde ve CDS primlerinde artış görüldü.
Bu yüzden Merkez Bankası:

  1. Repo ihalelerine ara verdi,
  2. TL depo ihalelerinin vadeleri uzatıldı,
  3. Yeni vadeli döviz satış işlemleri başlatıldı,
  4. 91 güne kadar vade ile likidite senetleri ihraç edildi.

Amaç: Piyasaları sakinleştirmek, kuru ve enflasyonu kontrol altında tutmak.

📌 ÖZETLE NE ANLATTILAR?

Ekonomik Gündem 24 Mart 2025

Küresel piyasalarda haftaya pozitif bir başlangıç yapılırken, ABD’nin uygulamayı planladığı “hedefli gümrük vergisi artışlarına” dair haber akışı, piyasaların yönünü belirleyici gelişmeler arasında yer aldı. Bu kapsamda, S&P 500 endeksi vadeli kontratı %1 oranında yükselirken, dolar endeksi %0.2 oranında değer kaybederek 103.95 seviyesine kadar geriledi.

ABD’li yetkililer tarafından yapılan açıklamalarda, eski Başkan Donald Trump’ın 2 Nisan’da yürürlüğe koymayı planladığı karşılıklı gümrük vergisi uygulamasının, başlangıçta daha hedefli ve seçici olacağı bildirildi. Özellikle çelik ve metal ürünleri üzerindeki vergilerin kümülatif olmayabileceği ifade edilirken, ABD’ye karşı gümrük vergisi uygulamayan ve ABD’nin ticaret fazlası verdiği ülkelerin muaf tutulabileceği kaydedildi. Bu gelişmeler, piyasalarda ticaret savaşı risklerini azaltan bir sinyal olarak algılandı.

ABD Piyasalarında Görünüm

ABD 10 yıllık tahvil faizleri haftanın son işlem gününde 1 baz puan artışla %4.25 seviyesine çıkarken, ons altın fiyatları gün içerisinde 3000 dolar seviyesinin altına kadar geriledi. Ancak daha sonra toparlanma göstererek günü %0.7’lik düşüşle 3022 dolar seviyesinden kapattı.

Özellikle Ukrayna ve ABD arasında yürütülen, Rusya-Ukrayna savaşı bağlamındaki ateşkes görüşmelerinin bu hafta Suudi Arabistan’da devam etmesi bekleniyor. Jeopolitik risk algısı açısından büyük önem taşıyan bu gelişmeler, değerli metallerin fiyat hareketleri üzerinde belirleyici olmaya devam edecek. Altının, bu haber akışı doğrultusunda volatil bir seyir izlemesi bekleniyor.

Türkiye Ekonomisinde Gelişmeler

Türkiye’de Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 22 Mart Cuma günü yaptığı açıklama ile 91 güne kadar vadeli likidite senetleri ihraç edeceğini duyurdu. Bu kapsamda, ilk ihracın 24 Nisan vadeli ve 50 milyar TL büyüklüğünde olacağı belirtildi. Cuma itibarıyla bankacılık sisteminde 1.045 trilyon TL fazla likidite bulunduğu hesaplanırken, bu adımın fazla TL likiditesinin daha uzun vadeli şekilde sterilize edilmesi ve döviz alım baskısının azaltılması amacı taşıdığı değerlendirildi.

Merkez Bankası’nın swap işlemleri hariç net rezervleri, 11.2 milyar dolar azalarak 46 milyar dolara gerilemiştir. Bu düşüş, kamunun TCMB’deki döviz mevduatları hariç hesaplanan rakama dayanmaktadır. Döviz kurunda oynaklığı azaltmak amacıyla TCMB’nin döviz arzını sürdürmesi muhtemel görünmektedir.

Cuma günü Borsa İstanbul repo-ters repo piyasasında ortalama gecelik faiz, 210 baz puanlık artışla %45.74 seviyesine yükselmiştir. Bu artış, Merkez Bankası’nın swap ve depo alım ihalelerinde uyguladığı %46 civarındaki borç verme faizi ile uyumludur. TL likidite tarafında sıkılaşmanın sürdürüldüğü gözlemlenmiştir.

TL Varlıklarda Fiyatlamalar

Cuma günü BIST 100 endeksi, gün içinde yaşanan satış baskısıyla %7.8 oranında düşüş kaydetmişti. Ancak 1 ay süreyle getirilen açığa satış yasağı sonrası, bu sabah itibarıyla endekste %3.6 oranında toparlanma gözlenmiştir. Bu adım, kısa vadede piyasalarda panik satışlarını engellemeyi ve güveni yeniden tesis etmeyi amaçlamaktadır.

Öte yandan, TL cinsi sabit kuponlu tahvil piyasasında satış baskısı sürmüş ve 10 yıllık tahvil faizi Cuma gününü 207 baz puanlık artışla %33.38 seviyesinden tamamlamıştır. Bu sabah itibarıyla ise tahvil faizinin %32.96 seviyesine gerilediği görülmektedir.

Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk primi (CDS), 31 baz puan artışla 327 baz puana yükselmiş, bu durum küresel yatırımcılar nezdinde artan risk algısını yansıtmıştır. Eurobond tarafında da benzer bir seyir izlenmiş, 2047 vadeli dolar cinsi Eurobond faizi %8.30’a yükselmiştir. Bu sabah ise sınırlı bir gerilemeyle %8.27 seviyesinde işlem görmektedir.

Kur Cephesi ve Döviz Rezervleri

Dolar/TL kuru, Cuma gününü %0.2 oranında düşüşle 37.73 seviyesinden tamamlarken, bu sabah itibarıyla 37.86 seviyelerinde işlem görmektedir. Kurda yaşanan sınırlı dalgalanma, TCMB’nin döviz arzı yoluyla süregelen müdahalelerinin etkisini ortaya koymaktadır.

Swap hariç net rezervlerdeki 11.2 milyar dolarlık düşüş, özellikle piyasada döviz talebinin karşılanması ve döviz arzının artırılmasına yönelik politikaların sürdürüldüğüne işaret etmektedir. Kur oynaklığını azaltmaya yönelik müdahaleler, enflasyonla mücadele perspektifinde önem arz etmektedir.

Gelecek Öngörüleri

Genel Değerlendirme

24 Mart 2025 itibarıyla küresel ve yerel piyasalarda yaşanan gelişmeler, oldukça karmaşık ve çok boyutlu bir görünüm ortaya koymuştur. ABD kaynaklı hedefli gümrük vergisi haberleri, küresel risk iştahını bir nebze desteklemiş, ancak jeopolitik gelişmeler bu toparlanmayı sınırlamıştır. Türkiye’de ise Merkez Bankası’nın likidite senetleri ve TL sterilizasyon politikaları öne çıkmıştır. Dolar/TL kurunda istikrarın sağlanmasına yönelik döviz arzı sürerken, rezervlerdeki düşüş dikkatle izlenmelidir. Borsa İstanbul’da açığa satış yasağının etkisiyle görülen toparlanma kısa vadeli olabilir.

Gelecek günlerde, döviz rezervleri, jeopolitik gelişmeler ve gümrük vergisi kararlarının detayları piyasalarda yön belirleyici olmaya devam edecektir. Politika yapıcıların adımları ve küresel merkez bankalarının yönlendirmeleri dikkatle izlenmelidir.

Türkiye Ekonomisinde Haftalık Gündem | 21 Mart 2025

“Ekonomiyi anlamak zor olmak zorunda değil.”

1. BÜYÜME: Ekonomi yavaşlıyor ama büyüme sürüyor

📈 Türkiye ekonomisi 2024 yılında %3,2 büyüdü.
2023’teki %5,1’lik büyümenin ardından 2024’te biraz frene basıldı. Bu, bir yavaşlama gibi görünse de hâlâ pozitif ve sürdürülebilir bir büyüme ivmesi var.

🌾 Tarım, 🏗 inşaat, 🏭 sanayi ve 🛎 hizmetler sektörleri nasıl büyüdü?

İnşaatta %9,3 gibi güçlü bir büyüme var; bu sektör canlanıyor.

2. ENFLASYON: Hâlâ yüksek ama düşüyor

📊 TÜFE (Tüketici Fiyat Endeksi):

Enflasyonun düşmesi, fiyat artışlarının yavaşladığı anlamına geliyor. Ama hâlâ çok yüksek.

🏠 Kiralar, 📚 eğitim, 🍽 lokanta ve oteller gibi hizmet gruplarında fiyat artışı çok daha yüksek:

Bu da demek oluyor ki hizmet enflasyonu mal enflasyonunun çok önünde.

3. İSTİHDAM: İşsizlik geriliyor, ama yeterli mi?

👷‍♂️ Ocak 2025 verilerine göre:

⚖️ Tarım dışı istihdam artıyor, özellikle hizmet sektöründe:

4. GÜVEN ENDEKSLERİ: Tüketici hâlâ umutsuz

📉 Ekonomik Güven Endeksi: 85,9

Bu, “ekonomiye genel güveni” gösteriyor. 100’ün altında olması demek: insanlar umutlu değil.

Diğer güven endeksleri:

Yani halk tarafında güven düşük, ama reel sektörde görece daha olumlu bir hava var.

5. TİCARET DENGESİ: Açık azalıyor ama hâlâ yüksek

📦 İhracat (2024): 261,8 milyar $
📦 İthalat (2024): 344 milyar $
🔴 Dış Ticaret Açığı: 82 milyar $

📉 Cari açık da azalıyor:

6. DÖVİZ KURLARI: Kur stabil ama yüksek
💵 Dolar/TL:

Yıllık bazda %20’nin üzerinde bir artış var. Yani döviz kuru çok zıplamasa da, istikrarlı bir şekilde yukarı gidiyor.

💶 Euro/TL:

Sepet kur da yükselmiş durumda.

7. BANKACILIK VE KREDİLER: Kredi büyümesi yavaşlıyor

💳 Tüketici kredilerinde artış var ama takibe düşme oranı da artıyor:

💰 Faiz oranları yüksek:

8. KAMU MALİYESİ: Bütçe açığı ve borç

💼 2024 yılı merkezi yönetim bütçesi:

📊 Kamu borç stokunun GSYH’ye oranı:

9. ASGARİ ÜCRET VE ÜCRETLER: Artış var ama reel gelir sınırlı
👛 Net asgari ücret:

Nominal artış yüksek ama yüksek enflasyon nedeniyle reel alım gücü sınırlı kaldı.

10. GELİR DAĞILIMI VE YOKSULLUK: Dengesizlik sürüyor

📉 Gini katsayısı: 0,418

Bu, gelir dağılımının bozuk olduğunu gösteriyor. (0’a yaklaştıkça eşit, 1’e yaklaştıkça eşitsiz.)

Yani kazançlar çok eşitsiz dağılmış.

🎯 Sonuç:

Türkiye ekonomisi 2024 yılında dengelenmeye çalıştı. Enflasyon düştü ama hâlâ yüksek. Büyüme pozitif ama hız kaybetti. İşsizlik azaldı ama gençlerde sorun devam ediyor. Dış ticaret açığı ve cari açık düşüyor, bu olumlu. Ancak güven eksik, gelir eşitsizliği büyük.

Ekonomik Gündem 21 Mart 2025

2025 yılının ilk çeyreği, başlıca gelişmiş ülkelerin ekonomik göstergeleri açısından farklı dinamiklerle şekillenirken, para politikaları ve istihdam verileri küresel piyasalarda belirleyici olmaya devam etmektedir. İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Türkiye özelinde açıklanan son makroekonomik veriler, ekonomik görünümde belirgin sinyaller üretmektedir. Bu kapsamda İngiltere Ulusal İstatistik Ofisi (ONS), ABD Çalışma ve Ticaret Bakanlığı, ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) gibi kurumlardan gelen veriler analiz edilerek küresel para politikası eğilimleri ve piyasa beklentileri yorumlanmaktadır.

İngiltere’de İşsizlik Oranları ve Ücret Gelişimi

İngiliz Ulusal İstatistik Ofisi (ONS) tarafından yayımlanan Kasım 2024 – Ocak 2025 dönemi işgücü verileri, ülkedeki ekonomik aktivitenin ve istihdam piyasasının seyrine dair kritik bir tablo sunmuştur. İşsizlik oranı çeyreklik bazda %0,1 artışla %4,4 seviyesine yükselmiş, yıllık bazda ise %0,3’lük bir artış kaydedilmiştir. Bu oranlar, işgücü piyasasında sınırlı da olsa bir yavaşlamanın etkilerini yansıtmaktadır.
Aynı dönemde ikramiye hariç ortalama maaş artışı %5,9, ikramiyeler dahil hesaplandığında ise %5,8 olarak kayıtlara geçmiştir. Reel ücret artışları enflasyonla mücadele edilen bir ortamda çalışanlar açısından görece olumlu bir tablo ortaya koymaktadır. Ancak ücret artışlarının yüksek kalmaya devam etmesi, İngiltere Merkez Bankası’nın (BoE) para politikasında temkinli kalmasına neden olmaktadır. Bu durum, para politikası sıkılaşmasının kısa vadede sonlandırılmayabileceğine işaret etmektedir.
İngiltere Merkez Bankası’nın Mart Toplantısı
İngiltere Merkez Bankası (BoE), Mart 2025 toplantısında politika faizini %4,50 düzeyinde sabit bırakma kararı almıştır. Bu karar, 8’e karşı 1 oyla alınmış ve faiz artırım döngüsünün sonuna yaklaşılmış olabileceği yönünde yorumlanmıştır. BoE, yaptığı açıklamada dış şokların etkisinin azaldığını ve uzun vadeli enflasyon beklentilerinde istikrar sağlandığını belirtmiştir. Bu çerçevede, para politikasında toplantı bazlı karar alma yaklaşımının sürdürüleceği duyurulmuştur.
Bu açıklama, Merkez Bankası’nın ekonomik toparlanmanın kırılganlığını göz önünde bulundurarak ani politika değişimlerinden kaçınma eğiliminde olduğunu göstermektedir. Enflasyonun kalıcı olarak hedefe yaklaşması durumunda faiz indirimi gündeme gelebilecektir, ancak ücret artışları gibi unsurlar bu süreci yavaşlatabilir.

ABD’de İşsizlik Maaşı Başvurularında Artış

ABD Çalışma Bakanlığı verilerine göre, 15 Mart haftasında ilk kez işsizlik maaşı başvurusunda bulunanların sayısı 2 bin kişi artarak 223 bine yükselmiştir. Ayrıca 8 Mart haftasında devam eden başvurular 33 bin artışla 1 milyon 892 bine ulaşmıştır. Bu artış, işgücü piyasasında yavaşlamanın ilk sinyalleri olarak yorumlanabilir.

Her ne kadar işsizlik oranları hâlâ tarihsel olarak düşük seviyelerde seyretse de, işsizlik başvurularındaki bu artış, FED’in sıkı para politikası uygulamalarının istihdam üzerindeki etkilerini göstermektedir. Bu durum, ilerleyen dönemlerde ekonomik aktivitede daha belirgin bir yavaşlama görülebileceği yönünde beklentileri güçlendirmektedir.

ABD Cari Açığında Daralma

ABD Ticaret Bakanlığı tarafından açıklanan verilere göre, 2024 yılının son çeyreğinde cari açık %2 azalarak 303,9 milyar dolara gerilemiştir. Bu dönemde cari açığın GSYH’ye oranı %4,1 olarak hesaplanmıştır. Bir önceki çeyrekte bu oran %4,2 düzeyindeydi.

Cari açıkta yaşanan bu daralma, enerji fiyatlarının dengelenmesi ve ihracatın göreceli olarak toparlanmasıyla ilişkilendirilmiştir. Ancak yine de cari açık seviyesinin yüksek kalması, dış finansman ihtiyacının devam ettiğini ve bu durumun ABD ekonomisinin yapısal zayıflıklarından biri olduğunu göstermektedir.

ABD Konut Piyasası ve Öncü Endeks Verileri

Şubat 2025 Mevcut Ev Satışları 4,26 milyon olarak açıklanmış ve 3,92 milyonluk beklentinin üzerinde gerçekleşmiştir. Bu veri, konut piyasasında kısmi bir toparlanmanın yaşandığını göstermektedir. Ancak bu toparlanmanın sürdürülebilirliği, faiz oranlarının seyrine bağlı olacaktır.

Aynı dönemde açıklanan Şubat Öncü Endeks, -%0,3 olarak gerçekleşmiş ve beklentiye paralel bir şekilde daralma göstermeye devam etmiştir. Bu veri, ekonomik büyümenin önümüzdeki dönemlerde zayıflayabileceğine işaret etmektedir.

 

Türkiye’de TCMB Ara Toplantısı ve Faiz Adımı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2018’den bu yana ilk kez olağanüstü bir ara toplantı düzenlemiş ve gecelik borç verme faizini %46’ya yükseltmiştir. Buna karşın, politika faizi olan bir haftalık repo faizi %42,5’te sabit bırakılmıştır. Bu adım, piyasadaki oynaklığın kontrol altına alınması ve TL’nin cazibesinin artırılması amacıyla atılmıştır.
Ayrıca bir hafta vadeli repo ihalelerine geçici olarak ara verildiği açıklanmış, böylece piyasa likiditesinin daraltılması ve döviz talebinin kontrol altına alınması hedeflenmiştir. Merkez Bankası, para politikasında sıkılaşmanın süreceğini ve enflasyonda kalıcı bozulma görülmediği sürece mevcut duruşun korunacağını bildirmiştir.

Bu adımlar, TCMB’nin finansal istikrarı önceleyen ve döviz kuru oynaklıklarını minimize etmeye çalışan proaktif bir politika yaklaşımı benimsediğini ortaya koymuştur.

 

Genel Değerlendirme

Mart ayı itibarıyla küresel ekonomide farklı bölgelerden gelen veriler, ekonomik yavaşlamanın ve sıkı para politikasının etkilerinin hissedilmeye başlandığını göstermektedir. İngiltere’de işsizlikteki artış ve ücret gelişmeleri, BoE’nin temkinli duruşunu sürdürmesine neden olmuştur. ABD’de ise işsizlik başvurularındaki artış ve öncü göstergelerdeki zayıflama, ekonomide ivme kaybının sürdüğüne işaret etmektedir. Bununla birlikte konut satışlarında görülen toparlanma, iç talepte dirençli alanların hâlâ mevcut olduğunu göstermektedir.
Türkiye’deki ara faiz müdahalesi, para politikasının gerektiğinde sert ve hedefe odaklı aksiyonlar alabildiğini göstermiştir. Bu bağlamda, 2025’in geri kalanında küresel merkez bankalarının daha fazla veriye dayalı ve ihtiyatlı politikalar izleyecekleri öngörülmektedir. Yılın ikinci çeyreği itibarıyla özellikle FED ve BoE gibi büyük merkez bankalarından faiz indirimi sinyalleri gelebilir. Ancak bunun için hem enflasyonun kalıcı olarak hedefe yaklaşması hem de istihdam piyasalarında dengeli bir zayıflama gözlemlenmesi gerekecektir.
Türkiye özelinde, önümüzdeki aylarda enflasyonla mücadele kararlılığının sürdürüleceği, aynı zamanda finansal istikrarın korunması adına makroihtiyati önlemlerin çeşitlendirileceği bir para politikası yaklaşımı izlenecektir.

Ekonomik Gündem 20 Mart 2025

Çin’in Para Politikası ve Ticaret Gerilimi
Çin, ticaret geriliminin giderek artması nedeniyle ekonomiyi destekleme ve para birimini istikrara kavuşturma planları kapsamında ana kredi faiz oranlarını sabit tuttuğunu açıkladı. Buna göre 1 yıllık kredi faiz oranı (LPR) %3,1 ve 5 yıllık LPR %3,6 seviyesinde korunarak, Ekim ayında gerçekleşen çeyrek puanlık faiz indiriminin ardından bir değişiklik yapılmadı. Bu karar, para biriminin değer kaybını önlemek ve ekonomiyi desteklemek amacıyla alınmış görülmektedir.
Ancak ticaret gerilimlerinin artması, çin mallarına uygulanan ek gümrük tarifeleri ve yaptırımlar nedeniyle ihracat pazarlarında bir daralmaya yol açabilir. Bu durum, orta vadede iç talebi canlandıracak yeni teşviklerin devreye alınmasını gerektirebilir.
Euro Bölgesi Enflasyon Verileri ve Beklentiler
Euro Bölgesi’nde Şubat ayı son okuma enflasyon oranları açıklandı. Buna göre aylık bazda -%0,3’ten %0,4’e yükseldi, ancak yıllık bazda %2,5’ten %2,3’e gerileyerek belirgin bir yavaşlama kaydetti. Çekirdek TÜFE ise aylık bazda -%0,9’dan %0,5’e, yıllık bazda ise %2,7’den %2,6’ya geriledi.
Sektörel bazda enflasyon incelendiğinde, hizmet sektörü yıllık bazda %1,66 ile en yüksek enflasyon oranını kaydetti. Bunun ardından gıda, alkol ve tütün %0,52, enerji dışı sanayi ürünleri %0,14 ve enerji ürünleri %0,01 oranları ile enflasyonu etkileyen diğer kalemler oldu.
ABD ile ticaret gerilimlerinin artması ve savunma ve altyapı harcamalarındaki yükseliş, enflasyonist baskıları arttırabilir. Bu nedenle, Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) faiz indirimlerini daha dikkatli planlaması gerekecektir.
ABD Konut Kredisi Piyasası ve Fed’in Politikası
ABD’de Mart ayı MBA İpotek Başvuruları, bir önceki haftaya göre %11,2’den %6,2’ye sert bir gerileme gösterdi. 30 yıl vadeli mortgage faiz oranları %6,72’ye yükseldi ve 9 hafta sonra ilk kez artış gösterdi. 15 yıllık mortgage faiz oranları da %6,04’ten %6,08’e yükseldi.
Fed’in Mart ayı toplantısında, faiz oranlarını %4,25-%4,50 aralığında sabit tutma kararı, ekonomik getirilerin artmasına vurgu yaparak alındı. Noktasal grafiklerde, 2025 yılı için 50 baz puanlık faiz indirimi öngörülmüştü.
Fed’in ekonomik tahminlerinde; büyüme tahmini %2,1’den %1,7’ye düşürüldü, çekirdek enflasyon %2,5’ten %2,8’e yükseldi, işsizlik tahmini ise %4,7’den %4,8’e revize edildi. Fed Başkanı Jerome Powell, ek gümrük tarifelerinin enflasyona dahil edildiğini ve sıkı para politikasının devam edeceğini belirtti.
TL’nin Görünümü ve Faiz Politikaları
Goldman Sachs, döviz kurunda yaşanan dalgalanmaların ardından TCMB’nin 17 Nisan’da 250 baz puanlık faiz indirimi yapabileceğini öngördü. Aynı zamanda, Dolar/TL için 12 ay sonrası için 42 TL tahmini açıklandı.

JPMorgan ise, döviz kurlarındaki artış nedeniyle enflasyon tahminlerini yükseltti. Buna göre, yıl sonu enflasyon tahmini %27,2’den %29,5’e revize edildi.

 

Genel Değerlendirme

Son ekonomik veriler, çin’in ticaret gerilimleri nedeniyle ihtiyatlı bir politika izlediğini, Euro Bölgesi’nde enflasyonun yavaşladığını, ABD’de konut kredisi faizlerinin artış gösterdiğini ve Fed’in para politikasında sıkı duruşunu koruduğunu gösteriyor.
TL’nin geleceğine ilişkin belirsizliklerin devam ettiği ve TCMB’nin faiz indirimine yönelik sinyaller verdiği gözlemleniyor. Döviz kurundaki hareketlilik, enflasyon beklentilerini yükseltirken, iç piyasalarda yatırım kararlarını etkileyebilir.

Ekonomik Gündem 19 Mart 2025

Almanya Ekonomisinde Toparlanma Sinyalleri

Almanya’da Mart ayı ZEW Beklenti Endeksi dikkat çeken bir toparlanma ile 51,6 seviyesine yükselirken, Mevcut Durum Endeksi de sınırlı bir iyileşme göstererek -87,6 puana çıktı.

Özellikle metal, çelik ve makine mühendisliği sektörlerinde fiyat istikrarının sağlanması ve Avrupa Merkez Bankası’nın faiz indirimi sinyalleri ekonomik beklentileri destekledi. Avrupa ekonomisinin belirsizlikler içinde toparlanmaya başlaması, hem yatırımcı hem de tüketici güvenini artırıyor. Ancak, küresel piyasalardaki dalgalanmalar ve yüksek enflasyon baskısı Almanya’nın toparlanma sürecinde belirsizlik yaratmaya devam ediyor.

ABD’de Konut ve Sanayi Üretimi Güçlü

ABD ekonomisinde konut ve sanayi üretimi tarafında güçlü veriler açıklandı. Şubat ayı konut başlangıçları bir önceki aya göre %11,2 artışla 1 milyon 501 bine ulaştı ve piyasa beklentilerinin üzerinde gerçekleşti. İnşaat sektöründeki hareketlilik, ABD ekonomisinin büyüme ivmesini destekler nitelikte.

Sanayi üretimi de Şubat ayında %0,7 artarak bir önceki ayın üzerindeki performansını devam ettirdi. Kapasite kullanım oranı %78,2 seviyesine yükselirken, imalat sektörü üretimi %0,9 artış gösterdi. Özellikle otomobil ve parçalar hariç tutulduğunda bile sanayi üretiminde artışın devam etmesi, üretim sektöründe güçlü talebin sürdüğüne işaret ediyor.

Fitch’ten Küresel Büyüme Tahminlerinde Düşüş

Fitch Ratings tarafından yayımlanan Küresel Ekonomik Görünüm Raporu, ABD’nin 2025 yılı büyüme tahmininin %2,1’den %1,7’ye düşürüldüğünü ve 2026 yılı tahmininin de %1,7’den %1,5’e revize edildiğini gösterdi. Küresel ekonomik büyümenin ise 2024’teki %2,9 seviyesinden 2025’te %2,3’e gerileyeceği öngörülüyor.

Fitch, ticaret savaşları, yüksek faiz ortamı ve enflasyon risklerinin küresel ekonomiyi baskılamaya devam ettiğini belirtti. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde, sermaye çıkışları ve dolar likiditesine erişimde yaşanan zorluklar ekonomik büyüme üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturmaya devam ediyor.

Türkiye’de Konut Fiyatları Reel Bazda Gerilemeye Devam Ediyor

Türkiye’de konut piyasasında fiyat artışları devam etse de enflasyondan arındırıldığında reel fiyatların düştüğü görüldü. Şubat Konut Fiyat Endeksi (KFE) %2,8 artarak 170,5’e ulaştı. Yıllık bazda nominal artış %31,3 seviyesinde olsa da reel bazda %5,6’lık bir düşüş yaşandı. İstanbul, Ankara ve İzmir’de ise fiyatlar yıllık bazda sırasıyla %28,4, %37,2 ve %32,7 oranında arttı.

Yüksek faiz oranlarının ve krediye erişimdeki sıkıntıların konut piyasasında talebi baskılamaya devam ettiği gözlemleniyor. Özellikle ilk el konut satışlarında zayıflama yaşanırken, yatırımcıların konut yerine alternatif yatırım araçlarına yönelme eğiliminde olduğu belirtiliyor.

Piyasalarda Dalgalanma: Borsa ve Döviz Hareketliliği

Piyasalarda ise dalgalanmalar sürüyor. BIST 100 endeksi %5 değer kaybederek 10.300 seviyesine gerilerken, Dolar/TL kuru %10’un üzerinde artarak 41,53 seviyesine kadar yükseldi.

Merkez Bankası’nın döviz arzı sağlayarak piyasayı dengelemesi bekleniyor, ancak yatırımcıların yüksek faiz getirisi ve döviz talebi nedeniyle oynaklık sürebilir. Döviz talebinin artmasıyla birlikte, bankaların döviz işlem limitlerinin dolduğu ve bu durumun piyasada spekülatif hareketleri artırdığı görülüyor.

Japonya ve Fed’den Kritik Kararlar Bekleniyor

Japonya Merkez Bankası faiz oranlarını değiştirmeyerek %0,50 seviyesinde tuttu. Japon ekonomisinde enflasyonist baskılar devam ederken, merkez bankasının önümüzdeki aylarda politika değişikliği yapıp yapmayacağı merak ediliyor.
Öte yandan, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz kararı bu akşam TSİ 21:00’de açıklanacak. Piyasalar, Fed’in politika faizini sabit bırakmasını bekliyor. Fed’in ekonomik projeksiyonları ve açıklamaları, piyasalarda önemli hareketliliğe neden olabilir.

Altın Yükselişine Devam Ediyor

Ons altın ise güvenli liman talebiyle değer kazanmaya devam etti. Günlük bazda %1,7 artışla 3035 dolara yükselen altın, günün devamında %0,2’lik ek artışla 3039 dolara ulaştı.
Yatırımcıların küresel ekonomik belirsizlikler nedeniyle güvenli limanlara yöneldiği görülüyor. Özellikle Fed’in faiz kararından sonra doların seyri, altının yönünü belirlemede kritik bir etken olacak.

Genel Değerlendirme

Almanya’da ekonomik beklentilerde yaşanan toparlanma, Avrupa Merkez Bankası’nın faiz indirim sinyalleriyle desteklenirken, ABD’de sanayi ve konut sektörü güçlü büyüme sinyalleri veriyor. Ancak, Fitch’in ABD ve küresel büyüme tahminlerini aşağı çekmesi, önümüzdeki dönemde ekonomik risklerin devam ettiğine işaret ediyor.

Türkiye’de konut piyasasında nominal artışa rağmen reel fiyat düşüşü dikkat çekiyor, döviz ve borsa tarafındaki oynaklık ise yüksek seyrediyor. Fed’in bu akşamki faiz kararı, piyasalarda yeni fiyatlamalara yol açabilir.

Ekonomik Gündem 18 Mart 2025

ABD’de Şubat ayı perakende satışları, piyasa beklentilerinin altında kalarak %0,2 oranında artış gösterdi. Ocak ayında daha önce %0,9 olarak açıklanan daralma, %1,2 olarak revize edilerek son yılların en büyük gerilemelerinden biri olarak kaydedildi. Perakende satışlardaki bu yavaşlamaya rağmen, büyümeye doğrudan katkı sağlayan kontrol grubu verileri aylık bazda %1,0 oranında artarak beklentilerin üzerinde geldi. Bu durum, genel ekonomik aktivitenin şu an için ciddi bir zayıflama sinyali vermediğine işaret ediyor.

ABD ekonomisinin yavaşlayacağına dair beklentiler nedeniyle Fed fonları vadeli kontratları piyasasında, yıl boyunca toplamda 0,75 puan faiz indirimi fiyatlanmıştı. Ancak, bugün itibariyle bu fiyatlama 0,61 puan seviyesine geriledi. Bu durum, piyasaların ABD Merkez Bankası’nın faiz indirimi konusunda daha temkinli bir tutum izleyebileceğine dair beklentilerini yansıtmaktadır.

Jeopolitik Gelişmeler ve Altın Fiyatları

ABD Ordusu’nun Yemen’de Husilere yönelik askeri operasyon düzenlemesi ve Gazze’de ateşkesin bozulması, jeopolitik risk algısını artırarak altın fiyatlarını destekledi. Önceki günün %0,6’lık artışının ardından, ons altın bugün %0,5 değer kazanarak 3015 dolar seviyelerine yükseldi. ABD Başkanı Trump’ın, Rusya Devlet Başkanı Putin ile Ukrayna savaşında olası bir ateşkes ihtimalini görüşmesi bekleniyor. Trump’ın, Ukrayna’nın ABD tarafından sunulan ateşkes koşullarını kabul ettiğini belirten önceki açıklamaları, piyasalar tarafından dikkatle takip ediliyor. Altın fiyatlarının yönü, bu görüşmeden çıkacak sonuçlara bağlı olarak şekillenecektir.

Merkez bankalarının rezerv çeşitlendirme stratejileri kapsamında altın alımlarını sürdürmesi, gümrük vergisi belirsizlikleri ve gözlenen faiz indirimi beklentileri, altın fiyatlarını destekleyici faktörler arasında yer almaktadır. Bununla birlikte, mevcut fiyat seviyelerinde yeni alımlar konusunda temkinli olunması gerektiği de vurgulanmaktadır.

Döviz Piyasaları ve Tahvil Faizleri

Dolar/TL kuru, dün %0,2 artışla 36,63 seviyesinde kapanırken, Euro/TL %0,5 yükseldi ve 40,05 seviyesine ulaştı. Uzun vadeli TL cinsi sabit kuponlu tahvil faizlerinde artış sürerken, 10 yıllık tahvil faizi 21 baz puan artarak %28,14 seviyesinde gerçekleşti.
Eurobond piyasasında, Türkiye’nin en uzun vadeli dolar cinsi Eurobond faizleri %8,00 seviyelerinde seyretmeye devam ediyor. 2047 vadeli Eurobond faizi ise 3 baz puan gerileyerek %7,94 seviyesinde tamamlandı.

Borsa ve Hisse Senedi Piyasaları

Borsa tarafında olumlu seyir, dün yavaşlayarak da olsa devam etti. BIST 100 endeksi %0,2 artarak 10.862 puana ulaştı, ancak bugün yaklaşık %1’lik bir gerileme görülüyor. Son haftalarda yaşanan hızlı yükselişin ardından kâr realizasyonları kaynaklı düşüşlerin yaşanabileceği değerlendiriliyor. Bununla birlikte, faiz indirimi beklentisinin piyasalarda fiyatlanmaya devam etmesi nedeniyle orta vadeli olumlu beklentiler korunuyor.

Almanya Ekonomisi ve Enflasyon Beklentileri

Almanya ekonomisi için Ifo Enstitüsü, 2025-2026 dönemi için büyümeye dair tahminlerini aşağı yönlü revize etti. 2025 büyüme tahmini %0,4’ten %0,2’ye düşürülürken, 2026 yılında %0,8 büyüme bekleniyor. Almanya’da enflasyonun, 2024’te %2,3 seviyesinde gerçekleşmesi öngörülürken, 2026’da %2’ye düşmesi beklenmektedir.

Genel Değerlendirme

ABD perakende satışlarının beklentilerin altında kalması, ekonomik aktivitenin yavaşlayabileceği sinyali verirken, Fed faiz indirimlerine dair beklentiler piyasalar tarafından yeniden gözden geçiriliyor. Jeopolitik risklerin artışı, altın fiyatlarını desteklerken, ABD ve Rusya arasındaki görüşmeler, piyasalarda yeni hareketlilik yaratabilir. Döviz ve tahvil piyasalarında faiz beklentilerine bağlı oynaklıklar devam ederken, hisse senedi piyasasında orta vadeli olumlu görünüm korunmaktadır.

Türkiye Ekonomisinde Haftalık Gelişmeler ve Genel Görünüm – 14 Mart 2025

Bu hafta Türkiye ekonomisinde dikkat çeken gelişmeleri kısa ve öz bir şekilde özetleyerek, genel bir ekonomik görünüm sunuyoruz.

1. Büyüme Verileri ve GSYH Performansı

Türkiye ekonomisi, 2024 yılı sonunda %3,2 büyüme kaydetti. Bu oran, önceki yılın (%5,1) altında kalarak ekonomik aktivitede yavaşlama sinyalleri veriyor. Kişi başına milli gelir 15.463 dolara ulaştı, ancak bu artış büyük ölçüde döviz kuru dalgalanmalarıyla şekillendi.

* Sanayi ve inşaat sektörleri büyümeye olumlu katkı sağladı, ancak hizmetler sektöründeki daralma büyümeyi baskıladı.

* Özel tüketim harcamaları %25,8 arttı, ancak yatırımlarda yavaşlama gözlemlendi.

* Dış ticaret açığı genişlemeye devam ediyor, ithalattaki azalmaya rağmen ihracatın da aynı hızda gerilemesi nedeniyle denge sağlanamıyor.

2. Enflasyon ve Döviz Kurları

TÜFE yıllık bazda %39,05 olarak gerçekleşti, enflasyonist baskı devam ediyor. Üretici fiyatları da benzer bir trend izleyerek %25,21 arttı.

* Gıda fiyatlarındaki yükseliş devam ediyor. İşlenmemiş gıda fiyatlarında %33,75 artış görülürken, taze meyve ve sebzede %40,82’lik bir yükseliş kaydedildi.

* Döviz kurları yükseliş trendinde: Mart 2025 itibarıyla dolar/TL kuru 36,96 ve Euro/TL kuru 37,58 seviyesine ulaştı.

* Merkez Bankası’nın reel kur endeksi 75,30’a yükseldi, bu da TL’nin değer kaybının reel olarak sürdüğünü gösteriyor.

3. Dış Ticaret ve Cari İşlemler Dengesi

Türkiye’nin ihracatı yılın ilk iki ayında %2,1 artarak 41,9 milyar dolara çıktı. Ancak ithalat %3,6 düşerek 344 milyar dolara geriledi.
* Dış ticaret açığı hala yüksek: 2024 yılında dış ticaret açığı 82,1 milyar dolar olarak gerçekleşti.

* Enerji ithalatı %5,1 düşerek 65,6 milyar dolara geriledi.

* Cari açık azaldı: 2025’in başında cari işlemler dengesi -3,79 milyar dolar açık verdi, ancak 2024’e kıyasla daha düşük bir seviyede.

4. İstihdam ve Gelir Dağılımı

İşgücü piyasası karışık sinyaller vermeye devam ediyor. İşsizlik oranı %8,4’e geriledi, ancak iş gücüne katılım oranı da düştü.

* İstihdam edilen kişi sayısı 32,5 milyon oldu.

* Sanayi istihdamı hafif artış gösterdi, hizmet sektöründe zayıflama yaşandı.

* Asgari ücret Ocak 2025 itibarıyla net 22.104 TL’ye çıktı. İşveren maliyeti ise 31.921 TL seviyesinde.

4. Bankacılık ve Mali Piyasalar

Bankacılık sektöründe kredi büyümesi yavaşlıyor, faiz oranları yükseliyor.

* Tüketici kredileri ve bireysel kredi kartı borçları artış göstermeye devam ediyor.

* Kamu borcu artarken, hazine iç borçlanma faizleri yükseldi.

* Banka mevduatlarında TL’nin payı %45 seviyesine çıktı, ancak dolarizasyon etkisi hala yüksek.

5. Piyasaların Beklentileri ve Güven Endeksleri

Ekonomik güven endeksi 99,2’ye geriledi, bu da yatırımcıların ekonomiye olan güveninin zayıfladığını gösteriyor.

* Tüketici güven endeksi 82,1 seviyesinde, düşük ancak yatay bir seyir izliyor.

* Sanayi üretim endeksi son 3 ayda %1,2 artarak hafif toparlanma gösterdi.

* Piyasa katılımcılarının yıl sonu büyüme beklentisi %3,1 seviyesinde.

Sonuç ve Genel Değerlendirme

📌 Türkiye ekonomisi 2025’e dalgalı bir başlangıç yaptı. Enflasyon hala yüksek ve tüketici güveni zayıf, ancak cari açıkta azalma ve büyümenin devam etmesi olumlu gelişmeler.

📌 Önümüzdeki dönemde Merkez Bankası’nın faiz politikası belirleyici olacak. Döviz kurlarındaki dalgalanma ve dış ticaret açığının seyrine bağlı olarak ekonomik riskler yeniden şekillenebilir.

📌 Özellikle hizmetler ve imalat sektöründeki gelişmeler yakından takip edilmeli. Yılın ikinci çeyreğinde daha net sinyaller almak mümkün olacak.

🔎 Türkiye ekonomisinde gelişmeleri takip etmeye devam edin! 🚀

Ekonomik Gündem 14 Mart 2025

Euro Bölgesi Ocak ayı Mevsimsellikten Arındırılmış Sanayi Üretimi, aylık bazda %0,8 oranında artarak %0,5 olan beklentinin üzerinde gerçekleşmiştir. Yıllık bazda ise sanayi üretimi sabit kalmış ve %0 olarak açıklanarak %0,6 olan piyasa beklentisinin altında kalmıştır. Ocak ayında, Avrupa Birliği (ÇB) ülkeleri arasında sanayi üretiminde en fazla artış, aylık bazda Litvanya’da %4,6 oranında gerçekleşirken; yıllık bazda en fazla artış ise %10,4 ile İrlanda’da kaydedilmiştir.

Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde, ABD’nin başlattığı ticaret tarifelerinin küresel ekonomi üzerindeki olumsuz etkilerine dair uyarıda bulunarak, bu gelişmenin dünya genelinde ekonomik büyümeyi ve enflasyonu negatif yönde etkileyebileceğini vurgulamıştır. Lagarde, 2025 yılının başında yaşanan bu gelişmelerin yıl genelinde ticaret savaşlarının etkisini artırabileceğini belirtmiştir.

Bundesbank Başkanı Joachim Nagel ise Alman ekonomisinin ABD tarafından getirilen yeni gümrük tarifeleri nedeniyle bir resesyona girebileceği konusunda uyarmıştır. Bu durum, Euro Bölgesi’nde ekonomik durgunluk risklerini artırabilecek bir faktör olarak değerlendirilmiştir.

ABD tarafında ilk kez işsizlik maaşı için başvuranların sayısı, 8 Mart ile biten haftada bin kişi azalarak 220 bine gerilemiştir. Piyasa beklentilerinin 225 bin seviyesinde olacağı tahmin edilirken, bu gelişme ABD işgücü piyasasının dirençli kaldığını göstermektedir.

ABD Şubat Ayı Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) ise aylık bazda %0,0, yıllık bazda %3,2 olarak açıklanırken, piyasa beklentileri %0,3 ve %3,3 seviyelerinde bulunuyordu. Ocak ayında açıklanan verilerden düşüş görülmesi, enflasyonist baskıların azaldığına dair bir işaret olarak yorumlanmıştır. Çekirdek ÜFE, aylık bazda -%0,1 gerileyerek beklentileri karşılayamazken, yıllık bazda %3,4 olarak açıklanmış ve piyasa tahminlerinin altında kalmıştır.

Barclays, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) bu yıl Mart, Haziran ve Eylül toplantılarında toplamda üç kez 25 baz puanlık faiz indirimi yapabileceğini tahmin etmektedir.

Türkiye’de Konut Satışları, 2024 yılının Şubat ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %53,4 artarak 212 bin 637 seviyesinde gerçekleşmiştir. Ocak-Aralık 2024 döneminde konut satışları, yıllık bazda %20,6 artarak 1 milyon 478 bin 25’e yükselmiştir.

Ancak, yurt dışına yapılan konut satışları Şubat ayında yıllık bazda %21,1 azalmıştır. Yabancılara yapılan konut satışlarının toplam satışlar içindeki payı %1,3 olarak kaydedilmiştir. Şubat ayında en fazla konut alımını 256 konut ile Rusya vatandaşları yaparken, İran ve Irak vatandaşları da listenin başında yer almıştır.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından yayınlanan verilere göre, 7 Mart haftası itibariyle ticari kredi büyüme hızı 9 ayın zirvesine ulaşarak 203 milyar 122 milyon TL artmış ve 17 yılda 60 milyar TL’ye yükseldi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) brüt rezervleri aynı haftada yeniden ivmelenerek 165,4 milyar dolardan 169,9 milyar dolara yükseldi.

Net rezervler, 68,4 milyar dolardan 74,3 milyar dolara yükselirken, Swap hariç net rezervler ise 60,7 milyar dolardan 65,8 milyar dolara çıkmıştır.

Genel Değerlendirme

Bu hafta açıklanan ekonomik veriler, Euro Bölgesi’nde sanayi üretiminin beklentileri aşarak pozitif bir süreçte ilerlediğini göstermektedir. ABD tarafında işsizlik maaşı başvurularının azalması ve enflasyon verilerinin gerilemesi, Fed’in faiz indirim planlarını destekleyici nitelikte olmuştur.

Türkiye’de konut satışlarındaki artış, iç piyasada canlılığı korurken, yabancıya satışlardaki düşüş dikkat çekmektedir. TCMB rezervlerinin artış göstermesi ise ekonomik istikrar açısından olumlu bir tablo sunmaktadır.

Ekonomik Gündem 13/03/2025

ABD’de tüketici fiyat enflasyonu, Şubat ayında piyasanın beklentilerinden daha fazla gerileyerek enflasyon beklentileri üzerinde olumlu bir etki bıraktı. Aylık bazda fiyatların %0.3 oranında artması beklenirken, gerçekleşen artış %0.2 seviyesinde kaldı. Bu durum, 12 aylık enflasyonun %3.0 seviyesinden %2.8’e gerilemesine neden oldu. Çekirdek enflasyon ise %3.3’ten %3.1’e gerileyerek piyasa beklentilerini aştı. ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu (BLS), barınma maliyetlerinin enflasyona katkı sağlamaya devam ettiğini ancak önceki aya göre yavaşlama gözlemlendiğini bildirdi. Uçak biletleri, Haziran ayından bu yana en büyük düşüşünü yaşayarak %4 geriledi. Sıfır araç ve benzin fiyatlarında belirgin bir düşüş gözlemlenirken, market fiyatları yatay seyretti.

ABD’de enflasyonun yavaşlamasına rağmen, Başkan Donald Trump’ın yeni tarifeleri nedeniyle gıda ve giyim gibi bazı sektörlerde fiyatların artması bekleniyor. Bu gelişmelere paralel olarak, ABD hisse senedi piyasaları, faiz indirimi beklentilerinin desteklenmesiyle toparlanma gösterdi. S&P 500 endeksi günü %0.49 artışla 5599 puandan tamamladı. Bununla birlikte, tahvil piyasasında farklı bir seyir izlendi. 10 yıllık tahvil faizleri, olumlu enflasyon verilerine rağmen 3 baz puan yükselerek %4.31 seviyesine ulaştı. Dolar endeksi gün içinde %0.2 oranında değer kazanarak 103.6 seviyesine çıktı.

Euro Bölgesi’nde, savunma ve altyapı harcamalarının artması, Avrupa para biriminin hareketliliğine katkı sağladı. Ancak, ABD ekonomisindeki yavaşlamanın etkisiyle Euro/Dolar paritesi 1.0947’den %0.3 düşüşle 1.0888 seviyesine geriledi. Değerli metaller tarafında ise yukarı yönlü hareketlilik dikkat çekti. Ons altın %0.6 oranında yükselerek 2935 dolara ulaştı.

Ticaret Savaşları Yeniden Alevleniyor mu?

ABD’nin çelik ve alüminyum ithalatına getirdiği yeni gümrük vergileri sonrasında Kanada ve Avrupa Birliği’nden misilleme geldi. Kanada, ABD ürünlerine %25 oranında ek vergi uygulayacağını duyururken, Avrupa Birliği de 26 milyar euro değerinde ABD malına yeni tarifeler getirdi. Bu gelişme, piyasalarda risk algısını artırarak S&P 500 vadeli kontratlarının %0.7 oranında gerilemesine neden oldu. Aynı zamanda, 10 yıllık tahvil faizleri 2 baz puan düşerek %4.39’a geriledi. Dolar endeksi ise 103.6 seviyesinde yatay bir seyir izledi.

Jeopolitik Riskler ve Olası Etkileri

Trump, Suudi Arabistan’da yapılan Ukrayna ile ABD arasındaki görüşmelerin olumlu geçtiğini ve Ukrayna’nın 30 günlük geçici ateşkes konusunda anlaşma sağladığını duyurdu. Rusya’nın bu anlaşmaya yaklaşımının belirleyici olacağı vurgulanırken, ateşkes ihtimalinin jeopolitik riskleri azaltabileceği ve kısa vadede altın fiyatlarında düşüşler görülebileceği öngörülmektedir.

Türkiye’de Cari Açık ve Finansman Dengesi

Türkiye’de Ocak ayında cari açık 3.8 milyar dolar olarak açıklandı ve piyasa beklentisi olan 3.2 milyar doların üzerinde gerçekleşti. Geçen yıl Ocak ayında cari açık 2.3 milyar dolar iken, 12 aylık birikimli cari açık 11.5 milyar dolara yükseldi. Altın ve enerji hariç cari fazla ise Ocak ayında 2.4 milyar dolar olarak hesaplandı. Ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı Ocak ayında 5.5 milyar dolar olurken, yıllıklandırılmış bazda bu açık 57.6 milyar dolara ulaştı. Hizmetler dengesi 61.9 milyar dolar fazla verirken, birincil gelir dengesi 16 milyar dolar açık kaydetti.

Finansman tarafında, net portföy yatırımlarında 2.2 milyar dolarlık giriş görülürken, toplam yabancı sermaye girişi 11.8 milyar dolar seviyesine ulaştı. Merkez Bankası rezervleri ise 6.4 milyar dolar arttı. Net hata ve noksan kalemi, Ocak ayında 5.3 milyar dolar açık verdi ve yıllıklandırılmış bazda 14.6 milyar dolara yükseldi.

Kur tarafında, Dolar/TL kuru 36.59 seviyesinde yatay seyrederken, Euro/TL kuru %0.3 düşüşle 39.86 seviyesine geriledi. Borsa İstanbul BİST 100 endeksi ise %1.4 yükselerek 10580 puan seviyesine ulaştı.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, cari açık verilerine ilişkin yaptığı değerlendirmede cari açığın yıl genelinde sürdürülebilir seviyede kalmasını beklediklerini belirterek, uzun vadeli dış finansman ihtiyacını azaltma ve finansmanın kalitesini iyileştirme politikalarına devam edeceklerini açıkladı.

Genel Değerlendirme

ABD’de enflasyon verilerinin piyasa beklentilerinden daha olumlu gelmesi, hisse senedi piyasalarına pozitif yansırken, tahvil faizlerinde belirsizlik devam etmektedir. ABD ve AB arasındaki ticaret savaşlarının yeniden alevlenmesi, risk algısını artırabilir.

Türkiye’de ise cari açık, piyasa beklentilerinin üzerinde gerçekleşirken, Merkez Bankası rezervlerindeki artış olumlu bir sinyal olarak değerlendirilmektedir. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın sürdürülebilir cari dengeye yönelik politikaları, uzun vadeli ekonomik istikrar açısından önem taşımaktadır. Önümüzdeki dönemde, TCMB kararları ve global faiz indirimleri çerçevesinde piyasalardaki fiyatlamalar yakından takip edilecektir.