Ekonomik Gündem 21 Mart 2025

2025 yılının ilk çeyreği, başlıca gelişmiş ülkelerin ekonomik göstergeleri açısından farklı dinamiklerle şekillenirken, para politikaları ve istihdam verileri küresel piyasalarda belirleyici olmaya devam etmektedir. İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Türkiye özelinde açıklanan son makroekonomik veriler, ekonomik görünümde belirgin sinyaller üretmektedir. Bu kapsamda İngiltere Ulusal İstatistik Ofisi (ONS), ABD Çalışma ve Ticaret Bakanlığı, ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) gibi kurumlardan gelen veriler analiz edilerek küresel para politikası eğilimleri ve piyasa beklentileri yorumlanmaktadır.

İngiltere’de İşsizlik Oranları ve Ücret Gelişimi

İngiliz Ulusal İstatistik Ofisi (ONS) tarafından yayımlanan Kasım 2024 – Ocak 2025 dönemi işgücü verileri, ülkedeki ekonomik aktivitenin ve istihdam piyasasının seyrine dair kritik bir tablo sunmuştur. İşsizlik oranı çeyreklik bazda %0,1 artışla %4,4 seviyesine yükselmiş, yıllık bazda ise %0,3’lük bir artış kaydedilmiştir. Bu oranlar, işgücü piyasasında sınırlı da olsa bir yavaşlamanın etkilerini yansıtmaktadır.
Aynı dönemde ikramiye hariç ortalama maaş artışı %5,9, ikramiyeler dahil hesaplandığında ise %5,8 olarak kayıtlara geçmiştir. Reel ücret artışları enflasyonla mücadele edilen bir ortamda çalışanlar açısından görece olumlu bir tablo ortaya koymaktadır. Ancak ücret artışlarının yüksek kalmaya devam etmesi, İngiltere Merkez Bankası’nın (BoE) para politikasında temkinli kalmasına neden olmaktadır. Bu durum, para politikası sıkılaşmasının kısa vadede sonlandırılmayabileceğine işaret etmektedir.
İngiltere Merkez Bankası’nın Mart Toplantısı
İngiltere Merkez Bankası (BoE), Mart 2025 toplantısında politika faizini %4,50 düzeyinde sabit bırakma kararı almıştır. Bu karar, 8’e karşı 1 oyla alınmış ve faiz artırım döngüsünün sonuna yaklaşılmış olabileceği yönünde yorumlanmıştır. BoE, yaptığı açıklamada dış şokların etkisinin azaldığını ve uzun vadeli enflasyon beklentilerinde istikrar sağlandığını belirtmiştir. Bu çerçevede, para politikasında toplantı bazlı karar alma yaklaşımının sürdürüleceği duyurulmuştur.
Bu açıklama, Merkez Bankası’nın ekonomik toparlanmanın kırılganlığını göz önünde bulundurarak ani politika değişimlerinden kaçınma eğiliminde olduğunu göstermektedir. Enflasyonun kalıcı olarak hedefe yaklaşması durumunda faiz indirimi gündeme gelebilecektir, ancak ücret artışları gibi unsurlar bu süreci yavaşlatabilir.

ABD’de İşsizlik Maaşı Başvurularında Artış

ABD Çalışma Bakanlığı verilerine göre, 15 Mart haftasında ilk kez işsizlik maaşı başvurusunda bulunanların sayısı 2 bin kişi artarak 223 bine yükselmiştir. Ayrıca 8 Mart haftasında devam eden başvurular 33 bin artışla 1 milyon 892 bine ulaşmıştır. Bu artış, işgücü piyasasında yavaşlamanın ilk sinyalleri olarak yorumlanabilir.

Her ne kadar işsizlik oranları hâlâ tarihsel olarak düşük seviyelerde seyretse de, işsizlik başvurularındaki bu artış, FED’in sıkı para politikası uygulamalarının istihdam üzerindeki etkilerini göstermektedir. Bu durum, ilerleyen dönemlerde ekonomik aktivitede daha belirgin bir yavaşlama görülebileceği yönünde beklentileri güçlendirmektedir.

ABD Cari Açığında Daralma

ABD Ticaret Bakanlığı tarafından açıklanan verilere göre, 2024 yılının son çeyreğinde cari açık %2 azalarak 303,9 milyar dolara gerilemiştir. Bu dönemde cari açığın GSYH’ye oranı %4,1 olarak hesaplanmıştır. Bir önceki çeyrekte bu oran %4,2 düzeyindeydi.

Cari açıkta yaşanan bu daralma, enerji fiyatlarının dengelenmesi ve ihracatın göreceli olarak toparlanmasıyla ilişkilendirilmiştir. Ancak yine de cari açık seviyesinin yüksek kalması, dış finansman ihtiyacının devam ettiğini ve bu durumun ABD ekonomisinin yapısal zayıflıklarından biri olduğunu göstermektedir.

ABD Konut Piyasası ve Öncü Endeks Verileri

Şubat 2025 Mevcut Ev Satışları 4,26 milyon olarak açıklanmış ve 3,92 milyonluk beklentinin üzerinde gerçekleşmiştir. Bu veri, konut piyasasında kısmi bir toparlanmanın yaşandığını göstermektedir. Ancak bu toparlanmanın sürdürülebilirliği, faiz oranlarının seyrine bağlı olacaktır.

Aynı dönemde açıklanan Şubat Öncü Endeks, -%0,3 olarak gerçekleşmiş ve beklentiye paralel bir şekilde daralma göstermeye devam etmiştir. Bu veri, ekonomik büyümenin önümüzdeki dönemlerde zayıflayabileceğine işaret etmektedir.

 

Türkiye’de TCMB Ara Toplantısı ve Faiz Adımı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2018’den bu yana ilk kez olağanüstü bir ara toplantı düzenlemiş ve gecelik borç verme faizini %46’ya yükseltmiştir. Buna karşın, politika faizi olan bir haftalık repo faizi %42,5’te sabit bırakılmıştır. Bu adım, piyasadaki oynaklığın kontrol altına alınması ve TL’nin cazibesinin artırılması amacıyla atılmıştır.
Ayrıca bir hafta vadeli repo ihalelerine geçici olarak ara verildiği açıklanmış, böylece piyasa likiditesinin daraltılması ve döviz talebinin kontrol altına alınması hedeflenmiştir. Merkez Bankası, para politikasında sıkılaşmanın süreceğini ve enflasyonda kalıcı bozulma görülmediği sürece mevcut duruşun korunacağını bildirmiştir.

Bu adımlar, TCMB’nin finansal istikrarı önceleyen ve döviz kuru oynaklıklarını minimize etmeye çalışan proaktif bir politika yaklaşımı benimsediğini ortaya koymuştur.

 

Genel Değerlendirme

Mart ayı itibarıyla küresel ekonomide farklı bölgelerden gelen veriler, ekonomik yavaşlamanın ve sıkı para politikasının etkilerinin hissedilmeye başlandığını göstermektedir. İngiltere’de işsizlikteki artış ve ücret gelişmeleri, BoE’nin temkinli duruşunu sürdürmesine neden olmuştur. ABD’de ise işsizlik başvurularındaki artış ve öncü göstergelerdeki zayıflama, ekonomide ivme kaybının sürdüğüne işaret etmektedir. Bununla birlikte konut satışlarında görülen toparlanma, iç talepte dirençli alanların hâlâ mevcut olduğunu göstermektedir.
Türkiye’deki ara faiz müdahalesi, para politikasının gerektiğinde sert ve hedefe odaklı aksiyonlar alabildiğini göstermiştir. Bu bağlamda, 2025’in geri kalanında küresel merkez bankalarının daha fazla veriye dayalı ve ihtiyatlı politikalar izleyecekleri öngörülmektedir. Yılın ikinci çeyreği itibarıyla özellikle FED ve BoE gibi büyük merkez bankalarından faiz indirimi sinyalleri gelebilir. Ancak bunun için hem enflasyonun kalıcı olarak hedefe yaklaşması hem de istihdam piyasalarında dengeli bir zayıflama gözlemlenmesi gerekecektir.
Türkiye özelinde, önümüzdeki aylarda enflasyonla mücadele kararlılığının sürdürüleceği, aynı zamanda finansal istikrarın korunması adına makroihtiyati önlemlerin çeşitlendirileceği bir para politikası yaklaşımı izlenecektir.