Ekonomik Gündem 18 Şubat 2025
Bank of England (BOE) Başkanı Andrew Bailey, Birleşik Krallık ekonomisinin beklenenin aksine büyüme kaydetmesine rağmen genel olarak dürgun bir seyir izlediğini belirtti. GSYİH rakamlarının öngörülenden daha iyi gelmesi, ekonomide ani bir iyileşme anlamına gelmezken, BOE yetkilileri enflasyon riski nedeniyle faiz indirimlerinde kademeli ve dikkatli olunması gerektğini vurgulamaya devam ediyor.
Almanya ve Avrupa Perspektifi
Bundesbank Başkanı Joachim Nagel, artan enerji maliyetlerinin Almanya’nın rekabet gücünü zayıflattığına ve ABD’nin uygulamaya koymayı planladığı ticaret tarifeleri karşısında Almanya’nın savunmasız kaldığına dikkat çekti. Özellikle Almanya’nın enerji bağımlı ekonomisi, artan doğal gaz ve elektrik fiyatları nedeniyle ihracat pazarlarında rekabet gücünü kaybetme riskiyle karşı karşıya bulunuyor.
İtalya Merkez Bankası Başkanı Fabio Panetta, Trump’ın olası tarife politikalarının uygulanması ve buna karşılık olarak Avrupa tarafından misilleme yapılması halinde küresel GSYİH’ın 1,5 puan gerileyeceğini, ABD ekonomisinin ise 2 puan zarar göreceğini belirtti. Avrupa ekonomisi ihracat odaklı olduğundan, yeni ticaret engelleri büyümeyi ciddi oranda baskılayabilir.
ABD Merkez Bankası ve Enflasyon Beklentileri
ABD Merkez Bankası (Fed) yetkilileri, enflasyonun seyri konusunda temkinli bir tavır sergilemeye devam ediyor. Fed Guvernörü Christopher Waller, enflasyonda yukarı yönlü baskının devam etmesi durumunda faiz indirimi beklentilerinin ertelenebileceğini belirtti. Son dönemde açıklanan ekonomik verilerin hayal kırıklığı yaratması, piyasalarda oynaklığın artmasına neden oldu.
Fed’ın tercih ettiği enflasyon ölçümü olan kişisel tüketim harcamalarının (PCE) tahminlerden daha iyi gelmesi, faiz indirimi konusunda ihtiyatlı olunmasını gerektiriyor. Fed Yönetim Kurulu Üyesi Michelle Bowman, işgücü piyasasının hala güçlü olduğuna ve fiyat istikrarı risklerinin devam ettiğine dikkat çekerek faiz politikasında temkinli yaklaşımın devam etmesi gerektiğini vurguladı.
Türkiye Bütçe Dengesi ve Vergi Gelirleri
Türkiye’nin Ocak ayı Merkezi Yönetim Bütçesi 139,3 milyar TL açık verirken, bütçe giderleri yılın aynı dönemine göre %37,6 artarak 1 trilyon 56 milyar TL’yi aştı. Bütçe gelirleri ise 917,1 milyar TL olarak kaydedildi.
Vergi gelirlerinde öne çıkan gelişmelere bakıldığında:
* Gelir vergisi tahsilatı %91,9 oranında artarak en dikkat çekici büyümeyi gösterdi.
* Dahilde alınan KDV %52,6 artarken, özel tüketim vergisi %38,2 yükseliş kaydetti.
* Kurumlar vergisi tahsilatında ise %20,9’lük bir azalma yaşandı.
Ocak ayında personel giderleri %38 artarak 359 milyar TL’ye ulaştı. Personel giderleri için ayrılan toplam ödeneğin %10,3’\u00fc bu ay kullanıldı. Faiz dışı fazla ise 23,8 milyar TL olarak kaydedildi, bu durum mali disiplinin devam ettiğine işaret ediyor. Ancak harcama artışlarının sürekliliği, enflasyonist baskıları da beraberinde getirebilir.
Genel Değerlendirme
Birleşik Krallık ekonomisinde, beklentilerin üzerinde gelen GSYİH verilerine rağmen genel ekonomik dürgunluk süreceğe benziyor. Almanya ise artan enerji maliyetleri ve ABD ile ticari gerilim nedeniyle rekabet gücünü kaybetme riski taşıyor.
Fed’in faiz indirimi konusunda temkinli olması, küresel piyasalarda büyük dalgalanmalara neden olabilir. Enflasyon endişeleri ve işgücü piyasasının dayanıklılığı, faiz indirimi beklentilerini öteleme ihtimalini gündeme getirmektedir.
Türkiye ekonomisinde ise bütçe açığının kontrol altında tutulmasına rağmen, giderlerin büyük oranda artması finansal riskleri beraberinde getirebilir. Vergi gelirlerinde görülen dengesizlikler ve harcama politikaları, ekonominin sürekliliği için dikkatle takip edilmelidir.
Önümüzdeki süreçte, küresel ticarî engeller, merkez bankalarının para politikaları ve enerji maliyetlerindeki değişimler ekonomik büyük resimde belirleyici faktörler olmaya devam edecektir.