Ekonomik Gündem [11 Şubat 2025]
ABD Başkanı Donald Trump, ABD’den yapılan tüm çelik ve alüminyum ithalatına %25 tarife uygulanmasına karar verildiğini açıkladı. Bu karar, özellikle küresel ticaret dengeleri açısından dikkat çekici bir gelişme olarak öne çıkmaktadır.
Fitch Ratings, bu yeni tarifelerin ABD tüketici harcamaları üzerinde önemli bir aşağı yönlü risk oluşturabileceğini belirtti. Dayanıklı tüketim malları üzerindeki bu olumsuz etkinin, 2024 yılında %2,8 olan tüketici harcamaları artış oranını, bu yıl %2,6 seviyesine düşürebileceği öngörülmektedir. Fitch, sağlam bir iş gücü piyasası ve güçlü hanehalkı bilançolarının olumlu etkisine rağmen, tarifelerin ekonomik büyüme üzerinde negatif bir baskı yaratabileceğini vurgulamaktadır.
Bu gelişme, ABD’de büyüme dinamiklerini etkileyebilecek ve uluslararası ticari ilişkilerde yeni gerilimlerin ortaya çıkmasına neden olabilecek bir unsur olarak değerlendirilmelidir.Türkiye
1. İşsizlik Oranları Türkiye’nin Aralık ayı işsizlik oranı, %8,5’e gerileyerek olumlu bir sinyal vermiştir. Ancak, geniş tanımlı işsizlik oranı aynı dönemde %28,2 ile yatay seyretmiştir. Bu durum, kayıt dışı çalışanlar ve iş gücüne katılım oranları gibi alt detaylara da bakılması gerektiğini ortaya koymaktadır.
2. Sanayi Üretimi 2024 yılı Aralık ayı sanayi üretimi, bir önceki aya göre %5 artış gösterirken, yıllık bazda %7 oranında artmıştır. Bu, Türkiye sanayisinin toparlanma sürecinde olduğunu ve iç-dış talep dinamiklerinin destekleyici olduğunu göstermektedir.
TÜİK verilerine göre:
* Madencilik ve taş ocakçılığı sektörü: Aylık %2,2, yıllık %1,8 artış.
* İmalat sanayi sektörü: Aylık %5,6, yıllık %6,8 artış.
* Elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü: Aylık %0,4, yıllık %11,4 artış.
Yüksek teknoloji (YT) grubu, hem aylık (%43,5) hem de yıllık (%51,6) bazda en fazla artış gösteren alt sektör olmuştur. Bu veri, Türkiye’nin teknoloji yatırımlarında ve yenilikçi üretim süreçlerinde önemli bir ivme kazandığını göstermektedir. Yüksek teknoloji sektöründeki bu ilerleme, ülkenin katma değeri yüksek ürün üretiminde rekabet gücünü artırabileceğini ortaya koymaktadır.
Türkiye – Dış İlişkiler
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Malezya Başbakanı Enver İbrahim ile düzenlediği ortak basın toplantısında, iki ülke arasında 11 yeni anlaşma imzalandığını duyurdu. Daha önce 5 milyar dolar olarak belirlenen ikili ticaret hacmi, 10 milyar dolara çıkarılacaktır.
Bu adım, Türkiye’nin Güneydoğu Asya’daki ekonomik ilişkilerini derinleştirmek ve Malezya ile ticari iş birliğini güçlendirmek adına önemli bir gelişme olarak görülmektedir. Sürdürülebilir ve dengeli bir ticaretin sağlanması için atılan bu adım, her iki ülke için de ekonomik kazanımlar sunacaktır.
Türkiye – Uluslararası Platformda Temsil
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Dubai’de düzenlenen Dünya Hükümetler Zirvesi’nde, “Çoklu Ekonomik Blokların Yükselişi” başlıklı panele katılacaktır. Bu panel, küresel ekonomik eğilimlerin tartışıldığı önemli bir platformdur ve Türkiye’nin bu tartışmalarda yer alması, uluslararası arenada ekonomik politikalara katkı sağlama açısından önemli bir fırsattır.
1. ABD: Tarifelerin uygulanması, başta dayanıklı tüketim malları olmak üzere birçok sektör üzerinde baskı yaratabilir. ABD’nin iç piyasasında büyümenin yavaşlaması ve tüketici güveninde düşüşler yaşanması olasıdır. Ayrıca, uluslararası ticaret ortaklarıyla gerilimlerin artması, ABD ekonomisinin dış ticaret dengesi üzerinde de olumsuz etkiler yaratabilir.
2. Türkiye:
* İşsizlik oranındaki düşüş, istihdam piyasasında bir toparlanmaya işaret ederken, geniş tanımlı işsizlik oranlarının yüksekliği hâlâ yapısal reformlara ihtiyaç olduğunu göstermektedir.
* Sanayi üretimindeki artış, kısa vadede büyümeyi destekleyebilir. Ancak, sürdürülebilir büyüme için teknolojik yatırımların artan ivmesini koruması gerekmektedir.
* Malezya ile ticaret hacminin artırılması, Asya pazarlarına erişim açısından Türkiye için stratejik bir fırsat sunmaktadır.
3. Küresel Ticaret: ABD’nin tarife politikalarının, küresel ticaret akışları üzerinde domino etkisi yaratması beklenebilir. Özellikle gelişmekte olan ülkeler, bu politikalardan olumsuz etkilenebileceği gibi, bazı fırsatlar da yakalayabilir. Türkiye’nin bu süreçte alternatif pazarlara odaklanarak ihracatını artırması önem arz etmektedir.
Genel Değerlendirme
Küresel ekonomide, özellikle ABD’nin tarife politikaları ve Çin’in deflasyonist baskılarla mücadelesi dikkat çekerken, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde sanayi üretiminde toparlanma ve uluslararası iş birliklerinde artış gözlenmektedir. Yüksek teknoloji sektöründe kaydedilen ilerlemeler, Türkiye’nin uzun vadeli büyüme hedefleri açısından umut vaat etmektedir. Ancak, iş gücü piyasasındaki yapısal sorunlar ve bütçe açığı gibi alanlarda reform ihtiyacı sürmektedir. Türkiye’nin dış ticarette Malezya gibi Asya ülkeleriyle ilişkilerini geliştirmesi, küresel rekabette avantaj sağlayabilir. 2025’in ilk çeyreğinde bu dinamiklerin nasıl şekilleneceği, küresel ve yerel ekonomik politikaların belirlenmesinde önemli bir etken olacaktır.