Ekonomik Gündem 11 Mart 2025

Japonya’da GSYİH Revizyonu ve Merkez Bankası Beklentileri

Japonya ekonomisine ilişkin dördüncü çeyrek GSYİH büyüme verisi, daha önce açıklanan %2,8’lik yıllıklandırılmış büyüme oranından %2,2’ye revize edilmiştir. Bu revizyon, Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) önümüzdeki hafta yapacağı toplantıda faiz oranlarını sabit bırakma ihtimalini güçlendirmektedir. Küresel piyasalarda Japonya’nın negatif faiz politikasından çıkış süreci yakından izlenirken, büyümenin aşağı yönlü revize edilmesi, BoJ’un politika normalleşmesi sürecini yavaşlatabileceğine dair sinyaller vermektedir.

Almanya’da Sanayi Üretimi Beklentileri Aştı

Almanya’nın Ocak ayı sanayi üretim verileri, ekonomide toparlanma sinyalleri vermektedir. Mevsimsellikten arındırılmış sanayi üretimi aylık bazda %2 artarak piyasa beklentisi olan %1,5’in üzerinde gerçekleşmiştir. Yıllık bazda ise %1,6’lık düşüş kaydedilmiş olsa da, bir önceki veriye kıyasla toparlanma eğilimi sürmektedir. Özellikle imalat sektöründe zayıflığın azaldığı gözlemlenirken, ABD’nin ticaret tarifeleri tehdidi Almanya’nın dış ticaret performansını olumsuz etkileyebilir. Küresel tedarik zincirindeki kırılganlık ve Avrupa’da faiz oranlarının uzun süre yüksek kalması, toparlanmanın hızını belirleyen önemli faktörler arasında yer alacaktır.

Euro Bölgesi’nde Yatırımcı Güveninde İyileşme

Euro Bölgesi’nde Mart ayı Sentix Yatırımcı Güveni verisi -2,9 olarak açıklanmıştır. Önceki dönem verisi olan -12,7 ve piyasa beklentisi olan -10’a göre iyileşme kaydedilmiştir. Bu durum, bölgedeki ekonomik aktivitenin güçlenmeye başladığına dair bir işaret olarak yorumlanmaktadır. Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) yıl içinde faiz indirimlerine gitme ihtimali yatırımcı güvenini artıran başlıca etmenlerden biri olarak değerlendirilmektedir.

ABD Ekonomisi ve Ticaret Politikalarının Etkisi

Goldman Sachs, ABD ekonomisine ilişkin 2025 büyüme tahminini düşürdü. ABD Başkanı Donald Trump’ın gümrük tarifeleri politikalarının etkisiyle 2025 yılı için GSYİH büyüme tahmini %2,4’ten %1,7’ye revize edilmiştir. Bu güncelleme, ticaret politikalarının beklenenden daha olumsuz bir ekonomik etki yaratabileceğine dair endişeleri artırmaktadır. Özellikle ABD’nin Çin ve Avrupa ile süregelen ticaret gerilimleri, küresel büyüme görünümünü baskılayan ana faktörlerden biri olmaya devam etmektedir.

Türkiye’de Sanayi Üretimi ve Ekonomik Görünüm

Türkiye’nin Ocak ayı sanayi üretimi verileri, yıllık bazda %1,2 artış gösterirken, aylık bazda %2,3’lük bir düşüş kaydedilmiştir. Sanayi üretiminin alt kalemlerine bakıldığında:

* Madencilik ve taş ocakçılığı sektörü aylık bazda %7,5 artarken, yıllık bazda %0,7 azaldı.

* İmalat sanayi sektörü aylık bazda %3 düşerken, yıllık bazda %1,2 geriledi.

* Elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü ise aylık bazda %0,8 azalmış ancak yıllık bazda %5 artış göstermiştir.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sanayi üretiminde yıllık bazda artışın devam ettiğini ve ekonomik aktivitenin geniş tabanlı bir toparlanma gösterdiğini vurgulamıştır. Ancak, aylık bazdaki düşüş, iç talepteki dalgalanmalara ve yüksek faiz ortamında yatırımların baskılanmasına işaret etmektedir.

Cumhurbaşkanlığı Açıklamaları ve Türkiye Ekonomisine Dair Öngörüler

Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı sonrası yapılan açıklamalarda, işsizlik oranındaki düşüş, kişi başı milli gelirin 15 bin doları aşması ve enflasyonun tek haneli seviyelere doğru ilerlemesi gibi ekonomik kazanımlara vurgu yapılmıştır.
Bununla birlikte, Türkiye ekonomisinde:

* Enflasyonla mücadele sürecinin devam edeceği, ancak enflasyonun yılın ikinci yarısında daha belirgin bir düşüş göstereceği öngörülmektedir.

* Yüksek faiz ortamının, kredi büyümesini sınırlayıcı etkisi nedeniyle iç talep üzerindeki baskısı sürecektir.

* Kur politikalarının istikrarlı tutulması hedeflenirken, döviz rezervlerinde artışın sürebileceği tahmin edilmektedir.

Genel Değerlendirme

Japonya’da büyüme verisinin aşağı yönlü revize edilmesi, merkez bankasının politika faizini sabit tutma ihtimalini artırırken, Almanya’da sanayi üretimi verileri ekonomik toparlanmanın işaretlerini sunmaktadır. Euro Bölgesi’nde yatırımcı güveni artarken, ABD’nin gümrük tarifeleri nedeniyle büyüme beklentilerinin aşağı yönlü revize edilmesi küresel ticarette belirsizlikleri artırmaktadır.

Türkiye ekonomisi açısından sanayi üretimi yıllık bazda artış gösterirken, aylık bazdaki gerileme dikkat çekmektedir. Hükümetin ekonomik göstergelerde iyileşme vurgusu devam ederken, enflasyonla mücadele süreci ve iç talebe yönelik baskılar, önümüzdeki aylarda Türkiye ekonomisinin büyüme görünümünü şekillendirecek temel faktörler arasında yer almaktadır.

Bu gelişmeler doğrultusunda, Türkiye ekonomisinin 2025’in ikinci yarısında daha dengeli bir büyüme patikasına girmesi beklenirken, küresel ticaretteki belirsizliklerin ekonomik aktivite üzerinde risk oluşturabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.