Ekonomik Gündem [05 Şubat 2025]

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmede, Gazze Şeridi’nin yeniden inşa edilmesi ve Filistinlilerin başka ülkelere yerleştirilmesi yönünde bir öneri sunmuştur. Bu plan, Trump tarafından “Orta Doğu Rivierası” olarak adlandırılmış ve bölgenin ABD birlikleri tarafından güvence altına alınabileceği ifade edilmiştir. Netanyahu, Trump’ın önerisini “farklı ve dikkate değer bir fikir” olarak değerlendirirken, Suudi Arabistan bu plana olumsuz yaklaşmış ve Filistin devletine olan desteğini yinelemiştir. Bu gelişme, Orta Doğu’da diplomatik ilişkilerde yeni gerilimlerin doğmasına neden olabileceği yorumlarına yol açmıştır.

Fitch Ratings, ABD’nin Meksika ve Kanada’dan ithal edilen tüm ürünlere yüksek gümrük vergisi uygulama kararını askıya alma sürecini değerlendirmiştir. Fitch, bu kararın uzun vadeli ekonomik sonuçları konusunda uyarıda bulunmuş ve agresif tarifelerin küresel büyüme ve yatırımlar üzerinde baskı yaratacağını belirtmiştir. Fitch’in tahminlerine göre, bu uygulamalar 2026 yılına kadar Meksika’nın reel GSYH’sini -2,3 puan, Kanada’nın ise -1,4 puan aşağı çekecektir. Bu durum, ABD’nin ticaret politikalarının yalnızca bölge ekonomileri üzerinde değil, aynı zamanda küresel ekonomik dengeler üzerinde de ciddi etkiler yaratabileceğini göstermektedir.

ABD Ticaret Bakanlığı, Aralık 2024 dönemine ait fabrika siparişleri verilerini açıklamıştır. Verilere göre siparişler, 578,5 milyar dolara gerileyerek %0,9 oranında azalmış ve sanayi sektöründeki daralmaya işaret etmiştir. Dayanıklı mal siparişleri, %2,2 oranında düşüş gösterirken, dayanıklı olmayan mal siparişleri %0,3 artış göstermiştir. Bu gelişme, ABD ekonomisindeki üretim dinamiklerinde kısa vadede zayıflama sinyalleri olarak değerlendirilmiştir.

ABD Merkez Bankası (Fed) Başkan Yardımcısı Philip Jefferson, ABD ekonomisinin yeni yıla güçlü bir konumda başladığını belirtmiştir. Jefferson, enflasyondaki yavaşlamanın devam edeceğini ve ekonomik büyüme ile işgücü piyasası koşullarının sağlam kalmaya devam edeceğini ifade etmiştir. Ancak para politikalarının uygulamasında aceleci davranılmaması gerektiğini vurgulamış ve kademeli bir politika azalışı beklediğini dile getirmiştir.

Türkiye’de ise Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) açıkladığı veriler dikkat çekmiştir. TÜFE bazlı reel efektif döviz kuru endeksi, Ocak ayında üst üste beşinci kez artarak %4,1 oranında bir artışla 75,44 puana yükselmiştir. Bu endeks, Türk Lirası’nın (TL) değer kazandığına ve Türk mallarının yabancı mallar cinsinden fiyatlarının arttığına işaret etmektedir. Ayrıca, Yİ-ÜFE bazlı reel efektif döviz kuru endeksi, %2,4 artarak 99,03 puan seviyesine ulaşmıştır. Gelişmekte olan ülkeler bazlı reel efektif endeks ise 63,28’den 65,58’e, gelişmiş ülkeler bazlı reel efektif endeks ise 77,58’den 81,15 puana yükselmiştir. Bu veriler, TL’nin hem gelişmekte olan ülkeler hem de gelişmiş ülkeler karşısında değer kazanmaya devam ettiğini göstermektedir.

Gelecek Öngörüleri
1. Orta Doğu’daki diplomatik gerilimler, Trump’ın sunduğu Gazze planı ve buna yönelik Suudi Arabistan’ın tepkisi ile daha da artabilir. Bölgedeki istikrarsızlık, enerji piyasaları ve uluslararası yatırımcılar üzerinde baskı oluşturabilir.

2. ABD’nin yüksek gümrük tarifeleri ile ilgili askıya alma süreci, ticaret müzakerelerine bağlı olarak yeni belirsizlikler yaratabilir. Bu süreçte Kanada ve Meksika ekonomilerinde büyüme oranlarının düşmesi beklenirken, bu etkinin ABD ekonomisi üzerindeki zincirleme sonuçları da takip edilecektir.

3. ABD sanayi sektörü ile ilgili fabrika siparişlerinde görülen düşüş, önümüzdeki dönemde sanayi üretiminde zayıflamaya işaret edebilir. Ancak dayanıklı olmayan mallardaki talep artışı, kısa vadede tüketim dinamiklerine bir miktar destek sağlayabilir.

4. Türkiye’de reel efektif döviz kuru endeksindeki artış, TL’nin güçlenme sinyalleri vermeye devam ettiğini ortaya koymaktadır. Ancak bu artışın, ihracat rekabetçiliği üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceği dikkate alınmalıdır. Ayrıca, TL’deki güçlenme ve iç piyasadaki fiyat artışları, enflasyon dinamikleri üzerinde ek baskılar oluşturabilir.

Genel Değerlendirme
Orta Doğu’daki diplomatik gelişmeler, Trump’ın önerdiği Gazze planı ve bölge ülkelerinin buna gösterdiği tepkilerle yeni bir boyut kazanmıştır. Bu gelişme, enerji piyasaları ve uluslararası ilişkiler açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Küresel ticaret dinamiklerinde ise ABD’nin gümrük tarifeleri uygulamaları, yalnızca Kanada ve Meksika ekonomileri üzerinde değil, küresel büyüme üzerinde de baskı oluşturacak gibi görünmektedir.
ABD’nin sanayi sektöründe görülen zayıflama sinyalleri, üretim ve yatırım dinamiklerinde yavaşlama riskine işaret ederken, Fed’in temkinli para politikası yaklaşımı, uzun vadeli ekonomik istikrarı sağlama amacı taşımaktadır. Türkiye’de ise TL’nin reel değer kazanmaya devam ettiği görülmektedir. Ancak bu durum, ihracat rekabetçiliği açısından bazı riskler doğurabilir. Genel olarak, hem küresel hem yerel ekonomik dengelerin, önümüzdeki süreçte para ve ticaret politikaları ile şekilleneceği öngörülmektedir.